Bülten Haziran 2017
» sunuş
» şube
» mmo
» tmmob
Etkinlik Takvimi
Mevcut Sistem İş Cinayetlerini Engellemiyor!

TMMOB Makina Mühendisleri Odası Bursa Şubesi “2016'da İş Kazaları, Mevzuatın Etkileri ve Öneriler” başlıklı basın toplantısı yaptı.

MMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Mart tarafından yapılan açıklamada “2016 yılında 1970 işçi çalışırken yaşamını yitirdi ve Türkiye tarihinde en çok işçi ölümü geçen yıl gerçekleşmiş oldu. Yaşamını yitirenlerin 1682’si işçi ve memur, 288’i ise çiftçi ve esnaf. Bu dönemde hiçbir güvencesi olmadan çalıştırılan 56 çocuk, 99 kadın ve 96 göçmen işçi de yaşamını yitirdi. İş cinayetleri sonucu ölümler en fazla, sendikalaşmanın az olduğu ve iş güvencesinin olmadığı işkollarında yaşanıyor. Bu alanda, inşaat 442, tarım 389, taşımacılık 265, ticaret/büro 124, belediye 109 ve 96 metal işçisi hayatını kaybetti” ifadelerini kullanıldı.

İş cinayetlerine yol açan “iş kazaları” ve toplu iş cinayetlerinin artarak devam ettiğni belirten Mart, “Son olarak işçilerin örgütlenmesi zaten Türkiye’de birçok şekilde engellenmeye çalışılırken bu durum OHAL’le birlikte iyice keyfileşti. Yani ifade edildiği gibi “halka ve işçilere OHAL yok” söylemi sadece sözde kaldı. Sendikal çalışmaları da kısıtlayan OHAL ile beraber iş cinayetleri yüzde 9 artış gösterdi. İşte bu yüzden de “OHAL uzatılmasın, kaldırılsın” diyoruz” dedi.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre yıllar bazında, 2013 yılında en az 1235 işçi, 2014 yılında en az 1886 işçi, 2015 yılında en az 1730 işçi, 2016 yılında ise en az 1970 işçinin yaşamını yitirdiğini söyleyen Mart, “2014 yılında tarihimizin en büyük işçi katliamı olan Soma’nın yanısıra birçok toplu işçi ölümü yaşanmış ve 1886 işçinin yaşamını yitirdiği bir yıl yaşamıştık. Geçen yıl Soma’sız 1730 iş cinayeti vardı. Bu yıl ise 1970 işçinin aramızdan ayrılması sorunun çözümünün yasa vb. ile değil işçi örgütlenmelerinin önünün açılması ile olacağını gösteriyor. Yoksa işçi sağlığı ciddi bir alarm vermekte” ifadelerini kullandı.

2016 yılında iş cinayetlerinin %75’i altı işkolunda gerçekleştiğini belirten Mart, İnşaat, Yol işkolunda 442 işçi, Tarım, Orman işkolunda 389 işçi, Taşımacılık işkolunda 265 işçi, Ticaret, Büro işkolunda 124 işçi, Belediye, Genel İşler işkolunda 109 işçi, Metal işkolunda ise 96 iş cinayeti yaşandığını söyledi.

2016 yılında iş cinayetlerinin ana nedenlerinin trafik/servis kazası, ezilme/göçük ve yüksekten düşmeler olduğunu ancak bu yıl kalp krizi/beyin kanaması, silahlı saldırılar ve intiharlar işçi ölümlerinde artan nedenler olarak dikkat çektiğini belirten Mart, açıklamaya şöyle devam etti:

“2016 yılında 98 kadın ve 1172 erkek işçi yaşamını yitirdi. Yine 2016 yılında Türkiye’nin 81 kentinde de iş cinayeti yaşandı. Ancak iş cinayetlerinin neredeyse yarısı 11 şehirde yoğunlaştı. Bu şehirler: İstanbul 262 işçi, Kocaeli 89 işçi, Bursa 81 işçi, İzmir 74 işçi, Ankara 72 işçi, Antalya 70 işçi, Konya 61 işçi, Manisa 56 işçi, Aydın 52 işçi, Adana 49 işçi, Denizli 45 işçi…

Mevcut Sistem İş Cinayetlerini Engellemiyor!

Konu öylesine vahimdir ki, iş kazalarında her yıl, her ay ve her gün bir öncekini aratmakta, iş cinayetlerinde hayatlarını kaybedenlerin sayısı artmaktadır.

Bu arada belirtmek isteriz, işyerlerindeki kazaların nedenleri, dikkatsizlik vb. işçilerden veya mühendislerden kaynaklanmamaktadır. Kazaların nedenleri alınmayan önlemler, üretimin ve çalışma yaşamının emekçiler aleyhine olan düzenlenme tarzından kaynaklanmaktadır. Biz bu nedenle “iş kazası” görünümüne dayalı ölümlere iş cinayeti diyoruz.

Hatırlanacağı gibi, iş kazalarında kitlesel ölümlerin yaşanması üzerine, 2012 yılında 6331 sayılı İş Sağlığı Güvenliği Kanunu çıkartıldı ve yasa sonrasında iş kazalarının biteceği mesajları verildi. Ancak kazalar, ölümler, sakat kalmalar azalmadı, sürekli olarak arttı. Çünkü kurulan sistem yanlıştı. Şöyle ki:

Getirilen sistemde, bu alana ilişkin tüm yetkiler Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) İş Sağlığı Güvenliği Genel Müdürlüğü elinde toplandı. Tüm düzenlemeler ilgili Genel Müdürlük tarafından yapılmakta, alana ilişkin hizmetin devredildiği Ortak Sağlık Güvenlik Birimleri (OSGB’ler), Eğitim Kurumları, iş güvenliği uzmanları ve işyeri hekimlerine ilişkin tüm kararlar, eğitimler, denetlemeler, cezalandırmalar bu genel müdürlük tarafından yerine getirilmektedir. Sendikaların, meslek örgütlerinin, demokratik kitle örgütlerinin görüşleri ise hiçbir şekilde dikkate alınmamaktadır. Konunun tek karar alıcısı, uygulayıcısı, denetleyicisi ÇSGB İş Sağlığı Güvenliği Genel Müdürlüğü olduğu sürece, yanlış kararlar alınmaya devam edecek, iş kazaları, ölümler ve diğer yaşamsal sorunlar sürecektir.
Bu durumu değiştirmek için; sendikaların, meslek örgütlerinin, üniversitelerin, işveren örgütlerinin de içerisinde yer aldığı idari ve mali yönden bağımsız bir Enstitü kurulmalı, işçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin tüm kararlar bu kurum tarafından alınmalı, uygulama bu kurum tarafından denetlenmelidir.

İşyerlerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği hizmetleri yaygın olarak OSGB denilen ticari kuruluşlar tarafından yerine getirilmektedir. Ancak, işverenler verilen hizmetin yeterliliği ile ilgilenmemekte, kendi yükümlülüklerinden kaçınmaktadır. OSGB’ler ticari ilişki içerisinde bulunduğu işyerlerinde iş güvenliği önlemlerinin alınmasında yeterince yaptırımcı olamamaktadırlar.
Bu nedenle, hizmetin ticari kuruluşlar tarafından verilmesi anlayışından vazgeçilmeli, bu hizmet yukarıda önerdiğimiz Enstitünün yerel ayaklarınca yerine getirilmeli, işyerlerinde de işçilerin ve Enstitünün yerel temsilcilerinin söz sahibi olduğu bir yapı oluşturulmalıdır.

Elbette ki, sağlıklı, güvenli işyeri yaratılması yükümlülüğü işverenlere ait bir yükümlülüktür ve bu yükümlülük yerine getirilirken hiçbir şekilde maliyet hesabı yapılamaz, insan canının değeri hiçbir maddi varlıkla karşılaştırılamaz. Bunun yanında, işverenlerce OSGB’lere, sadece rehberlik hizmeti için kaynak aktarılmaktadır.
6331 sayılı İş Sağlığı Güvenliği Kanunu’na göre işyerleri; Az Tehlikeli, Tehlikeli ve Çok Tehlikeli olarak üç grupta toplanmıştır. 2015 yılı rakamlarına göre;

Az tehlikeli sınıfta yer alan iş yerlerinde 4 milyon 745 bin,

Tehlikeli sınıfta yer alan iş yerlerinde 4 milyon 420 bin,

Çok tehlikeli sınıfta yer alan iş yerlerinde ise 3 milyon 319 bin işçi istihdam edilmektedir.

2017 yılı itibari ile bu rakama 3 milyon civarında kamu çalışanı eklenecektir.

Dolayısı ile OSGB’lerin hizmet verdiği çalışan sayısı 16 milyon civarında olacaktır. Bugünkü koşullarda OSGB’ler aylık olarak kişi başına 50 TL civarında bir ücretle bu hizmeti yerine getirmektedirler. Dolayısı ile bu hizmetin yerine getirilmesi için işverenler ödedikleri SGK primlerinin dışında aylık olarak OSGB’lere yaklaşık 800 milyon TL bedel ödemektedirler. Bunun dışında sağlık muayenesi tetkikleri, periyodik kontroller, ortam ölçümleri, özel eğitimler vb. nedenlerle de ödemede bulunmaktadırlar. Yani aylık ortalama 1 milyar TL’nin üzerinde harcama yapmaktadırlar. Ama kazalar ve ölümler artmaktadır. ÇSGB tek söz söyleyici, uygulayıcı, denetleyici olduğu sürece de azalmayacaktır. İşveren tarafından yapılan bu harcama (birçok Avrupa ülkesinde “sigorta fonu” adı altında kullanılmakta, sözü edilen Enstitü karar alma, denetleme ve tazmin rolünü yerine getirmektedir), önerdiğimiz Enstitü finansmanı ve denetim uygulamaları için kullanıldığında işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında önemli bir adım atılmış olacaktır.

Dolayısı ile; kaynaklar, zaten sorun ve yanlışlarla dolu olan sistemi iyileştiren değil, daha da kötüleştiren bir yapıya dönüştüren ticari kuruluşlara değil, içerisinde ÇSGB’nin MEB’in,

Sağlık Bakanlığı’nın, sendikaların, TMMOB’nin TTB’nin, üniversitelerin ve diğer ilgili kuruluşların yer aldığı Enstitü tarafından kullanıldığında verimli bir çözüme ulaşılacaktır. Aksi takdirde, “iş kazaları” ve ölümler, bugüne kadar olduğu gibi her gün, her ay, her yıl artış göstermeye devam edecektir.

Bir kez daha yineliyoruz;

İşçi sağlığı ve iş güvenliği sorunları piyasacı yaklaşımlarla çözülemez. Sendikaların, meslek odalarının, üniversitelerin karar süreçlerinde ve yönetiminde yer aldığı, idari ve mali yönden bağımsız, demokratik bir işleyişe sahip Ulusal İşçi Sağlığı Güvenliği Kurumu bir önce oluşturulmalıdır.

Emekçilerin güvencesiz ve kayıtdışı çalıştırılması engellenmelidir.

Sendikalaşmanın önündeki ILO standartlarıyla çelişen engellemeler kaldırılmalıdır.

İşçi sağlığı ve iş güvenliği kavramlarıyla temelden çelişen ve özellikle kamuya ekonomik anlamda da yük olan, işçileri köleleştiren taşeron ve rödovans sistemlerine son verilmedir.”



 
FaceBook'ta payla�Twitter'da payla�
BAOB YERLEŞKESİ ODUNLUK MAH. AKADEMİ CAD. NO:8 A1 BLOK KAT:2-3 NİLÜFER - BURSA Tel: (0 224) 453 62 00 Faks: (0 224) 453 62 12
© 2013 TMMOB MAKİNA MÜHENDİSLERİ ODASI BURSA ŞUBESİ HER HAKKI SAKLIDIR.
Sanalnet İnternet Hizmetleri